|
| Gönderen : Su Ocak Kedi | Yaş : 17 | Şehir : Mersin | Tarih : 13-01-06 | | Sabah saat 08:00 gibi yola çıkmış dershaneye gidicektim ama tabii uyku sersemi yürüyorom ve otobüse binmem için de sola dönmem gerek tabii dönerken de karşıdan geleni göremiyorum! Tam dönmeye hazırlandım hatta dönüyordum karşıdan gelen siyah büyük köpeği görmedim we köpek kafasını diz kapağıma çarptı we köpekle gözgöze geldik korkması gereken bendim ama köpek havladı ve kaçtı benim için çok trajik bi olaydı hatırlayınca çok gülüyorummm :)) [ Arkadaşıma gönderiyim ] |
| Gönderen : Ayşegül Öztekin | Yaş : 27 | Şehir : İzmir | Tarih : 03-12-05 | | Benim lise yıllarımda Hint Bülbülüm vardı. Aslında vardılar çünkü 7 tanesi biraradaydı ve çok kalabalık olmalarına rağmen çok ufak yapıda oldukları için kafesin aralarından bile bazen kaçabiliyorlardı. İçlerinde en tatlı ve sadece beyaz olanı Pamuk'tu. Onu her okul dönüşünde evde dolaşması için kafes dışına çıkarıyordum. Birgün yine aynı şeyi yaptım ve o annemin açık olan oda kapısından içeri daldı ve dolabın arkasına düştü. Dolabı çekmek istedim fakat ne mümkün? O kadar ağırdı ki, yerinden oynatabildim ama bu Pamuk için daha kötü oldu. Orada sıkıştı ve ben öldüğünü sandım. Annemin bağırmaları ve azarlamalaryı ile 3-4 saat kadar ağladım. Çok suçlu hissettim kendimi. Hatta ölmek istedim her an. Babam eve geldiğinde hava çoktan kararmıştı ve ben odamda acı çekiyordum. Olayı anlattı annem ve babam olmamıştır birşey, bakalım hemen dedi. Ben odamda ağlarken babam elinde Pamuk'la içeri girdi. O anki mutluluğumu anlatmaya imkan yok. Sapasağlamdı fakat kıpırdayamayacak kadar uyuşmuştu. O gün bir daha onu salmamaya yemin ettim. Ona ve diğer hayvanlara bir zarar gelmemesi için uzaktan sevmeye karar verdim. Ama aynı şeyi sokakta gördüğüm köpeklere karşı uygulayamıyorum. Onları eve getirmek için çok uğraşıyorum ama annem istemiyo. Kendi evim olunca sanırım her bulduğum köpek ve kediyi eve taşıcam. Keşke hiç sokakta kalmasalar!!! [ Arkadaşıma gönderiyim ] |
| Gönderen : Emre Bakan | Yaş : 32 | Şehir : İstanbul | Tarih : 30-11-05 | | Bir gün şirket çalışanları olarak topluca Plonezköy'e pikniğe gittik. Bir ara kızlardan biri "aaa! yılan" diye viyakladı. Sesin geldiği yere yöneldim. Bir kaç arkadaşım elinde sandalye, sopa gibi araçlarla yılanı öldürmeye çalışıyordu. Bulunduğumuz yerde fındık ağaçları vardı. Bu ağacın köklerinin toprağın dışından başlayıp sonra içine giren bir yapısı var. Bu da doğal bir kafes görünümü almasını sağlıyor. Bizim gariban yılan da fındık ağaçlarının birinin kökleri arasına sığınmış durumdaydı. Ağacın yanına gittim ve yılanı görebilmek için çömeldim. Bir ara önümden akıp geçiyordu. Elimi uzatıp arkasından yakaladım ve çekip çıkardım. Yılan bana ulaşamasın diye kolumu açık tutuyordum. Bu arada başaşağı, kıvrılma hareketleri yapan yılana bakma fırsatı buldum. Fıstık yeşili renginde yaklaşık 50 cm uzunluğunda ince bir yılandı ve kesinlikle tanıdyığım bir tür değildi. Sonra nedense yere koyarak üstüne basabileceğimi düşündüm. Böylece diğer arkadaşlarla aynı tutum içine girdim ve onu öldürmek istedim. Gerçekten de eğilerek onu yere koydum ama arkasını tutmaya devam ettim. Ayağımı kladırdım ve tam kafasının üstüne indirmeye çalıştım. Tam ayağım artık kafasına basacakken yılan kıvrak bir hareketle sağa doğru kaçtı ve kurtuldu. Tekrar aynı şeyi denedim ve sonuç aynı oldu. Fakat yılan bu sefer sola doğru kaçmıştı. Böylece yılanların hiç de ağır hareket eden bir hayvan olmadığını anladım. Sonra bu bana zarar vermeyen ve öldürmeye çalıştığım halde tutumunu değiştirmeyen hayvanı neden öldürmek istediğimi düşündüm; vazgeçtim. Onu piknik alanımızın dışına kimsenin rahatsız etmeyeceği bir yere götürmeye karar verdim. Önümde diz boyu bir bahçe duvarı uzanıyordu. Nazikçe sallayarak bu duvarın arkasına atmak istedim. Bu haraketi yaptıktan sonra "cup" diye bir ses duydum. Sonra duvara daha yaklaştım ve ardında bir dere olduğunu gördüm. Yılanın boğulacağından endişe ettim. Çünkü tam öldürmekten vaz geçmişken istemeden yine aynı sonuca gitmiş olacaktım. Ama bu endişem yersiz çıktı. Çünkü yılan yüzerek karşı kıyıya çıktı. Böylece yılanların yüzebildiğini de öğrenmiş oldum. İtiraf edeyim şimdiye kadar gördüğüm hayvanların içinde en güzel yüzen de yılandı. Yaşadığım bu olaydan sonra hayvanlara olan saygım bir kat daha arttı. Tabi en başta da yılanlara. [ Arkadaşıma gönderiyim ] |
| Gönderen : İlknur Sağlamer | Yaş : 13 | Şehir : İstanbul | Tarih : 23-11-05 | | ben bir gün eve gizli gizli vankedisi getirmiştim. kediyi dolabıma saklamıştım annem de kediyi bulmuş. annem "hemen bu kediyi götür yoksa baban seni öldürür" dedi ama akşam olduğu için kediyi annemle götürdük. kedi kucağımdaydı biraz ilerledikten sonra arkamı döndüğümde arkamda 6 köpek vardı. annemle hıp hızlı koştuk köpeklerden kurtulmak için ve en sonunda atlatabildik. o benim en komik maceramdı... [ Arkadaşıma gönderiyim ] |
| Gönderen : Karanfil | Yaş : 24 | Şehir : Eskişehir | Tarih : 21-10-05 | | Çocukken yazları köye giderdik. O gidişlerin birinde arkadaş grubuyla kırsalda gezerken bir kuş yuvası bulmuştuk. İçinde yumurta da vardı. Bir arkadaşımızın bu yumurtayı almasıyla yükseklerden bir çığlık koptu. Havaya baktıktan sonra topluca kaçmaya başlamamız da o ana denk gelir. Yuvanın ve yumurtanın sahibi atmaca, annelik içgüdüleriyle savunmayla karışık saldırıya geçmiş, bize doğru alçalmaya başlamış ve tamamen başarılı olmuştu. Bize de daha sonra acaba kaçmayıp savaşsaydık hangimizin gözü kulağı giderdi şeklinde muhasebe yapmak kalmıştı. Böyle bir anımdır, atmacaya saygı duyma sebebimdir. (Merak edenler için söyleyeyim: Yumurta kayboldu.) [ Arkadaşıma gönderiyim ] |
| Gönderen : Murat Kahraman | Yaş : 22 | Şehir : Zürich | Tarih : 21-10-05 | | Bundan yaklaşık 15 sene kadar önce. O zamanlar 7-8 yaşlarındayım. Çirin bir kedim vardı, ismi Pamuk'tu. Çok tatlı bir yaratıktı. Bir gün uyandım Pamuk'umu bulamadım. Ona ne olmuştu çok merak ediyordum. Bahçeye falan mı kaçtı diye çıktım baktım yok. Ama bahçede biraz geniş midesi olan başka bir kedi vardı. Büyük bir nefretle ona baktım "kedimi yemiş katil kediii" diye bağırmaya başladım. Aradan birkaç saat geçti ve babam kucağında Pamuk'a benzeyen bir kedi ile eve geldi. Önce o olup olmadığını anlayamamıştım. Meğer Pamukcağız hava almak için dışarı çıkmış. Biz de çocuk aklımızla iri kediciğin günahını aldık. :) [ Arkadaşıma gönderiyim ] |
| Gönderen : Daisy | Yaş : 22 | Şehir : İstanbul | Tarih : 17-10-05 | | Fethiye'de dalıyoruz.. Farkında olmadan açılmışız baya. Denizyıldızı topluyoruz filan. Bir midye almak için aşşağı inelim diye hareket yaptım kız arkadaşıma. İndik midyeyi de aldım. Yukarı yönelirken gözümü kaldırmamla karşımda kocaman köpekbalığını görmem bir oldu. Tabi gözlükle balık olduğundan daha büyük gözüküyor. Ve de otomatik olarak köpekbalığı diye düşünüyor insan. Oradan sahile bir yüzüşüm vardı yarışmaya girseydim kesin birinci olurdum. Kız arkadaşıma bakamadım bile. Neyse ki o da benim gibi hızlıca yüzüp gelmişti. Ama kesin köpekbalığıydı. Yıllarca sürdü bu tartışma.. [ Arkadaşıma gönderiyim ] |
1 23 |